Hayata "Merhaba" Dedi!

06/03/2017

 Herkese merhaba.

 

Çok uzun bir süre oldu sizlerle paylaşım yapmayalı; ama bunun çok özel bir sebebi var. 20 Ocak Cuma günü saat 08.55 sularında oğlumuz “Efe Deniz” Dünya’ya “merhaba!” dedi. Öncelik olarak benzeri olmayan duygularımı ve bana “baba” olma fırsatını veren eşim “Son Arzum”a olan teşekkürümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Hiç kimsenin yağmur da bile olmayan minik ellere kavuşmanın ardında aslında kocaman ve yapılacaklar listesinin uzadığı bir süreç var. Kavuşma heyecanıyla beraber bu süreci sanki yıllar geçmiş gibi hissediyorsunuz.

 

Hamilelik süreci; sıcağı sıcağına yaşadığımız bu süreç içerisinde ortak yaşadığımız tecrübeleri eşim ile ortak bir şekilde sizlerle paylaşmak istedik.

 

Doktor en önemli dış faktördür

 

Psikolojisi çok dalgalı bir grafik olarak yaşanan bu süreçte dışarıdan bir çok kaynak müdahalesi var. Hepsini bir kenara koyarsak şimdilik en önemlisinin doktor olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

İlk üç aylık zorlu süreci atlattıktan sonra karşımıza ikili ve üçlü tarama testi çıkıyor. İkili tarama testini yaptırdıktan sonra ayrıntılı ultrason çektirdiğimizde oğlumuzun tıbbi istatistiklere göre burun kemiğinin yaklaşık 0.2 mm kısa olduğunu öğrendik. Doktorumuz bu durumun down sendromu riski olabileceğini söyledi ve bize tavsiyesi üzerine özel bir laboratuvar aracılığı ile Amerika veya Avustralya’ya anneden alınan kan örneğini gönderilip down sendromu olup olmadığını %97 gibi kesin bir sonuçla öğrenebileceğimizi söyledi. Bu testin adı; Harmony Prenatal.

 

Her ne kadar dışarıdan sürekli bilgi alışverişi olsa da yaşadığınız ilk heyecan olduğu için doğal olarak vereceğiniz tepkiler daha “endişeli” bir şekil alıyor. Tabi ki yaptıralım dedik; yaklaşık 2 hafta sonra sonucun negatif olduğunu öğrendik.

 

Bebeğimizin daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesi için bir tanıdık vasıtasıyla Ankara’da çalıştığı alanda ismi sıkça duyulan bir Profesör desteği almak istedik. Profesör bize “burun kemik uzunluğunun down sendromu riski için bir kıstas olmadığını ve yıllardır konferanslarda bahsedildiğini” söyledi. Hatta bunu basit bir örnekle açıkladı:  “Bir Karadenizli’nin burnu ile Çinli bir adamın burnu aynı olabilir mi?”

 

Yaşadığımız iki haftalık stres bizimle kaldı.

 

Süreç içerisinde kadın hastalıkları üzerinde farklı tespitler veya uygulama yöntemleri ile karşılaşıyorsunuz; doğrudur veya yanlıştır yorum yapmak istemiyorum. Ancak bildiğim tek şey var ki; doktor ünvanı almış veya alacak bir kişi hastaya psikolojik olarak yaklaşmasını bilmiyorsa kesinlikle doktor olmamalıdır.

 

Her gün bir yeni stres!

 

Doktor seçimi, yöntem seçimi, vücut tepkileri, yapılması gereken alışveriş, günlük yaşanılan diyaloglar derken her gün farklı stresler yaşanılıyor. Bunları azaltmak için güven duyduğunuz kişilere ihtiyacınız oluyor; yani baba adayına.

 

Hormonal dengeleri bir kenara bırakın, hareket kabiliyetinin kısıtlanması, günlük tükettiğin yiyeceklere yaklaşamama, kötü birşey olacak kaygısı bile günlük hayatta karşımıza çıktığında canımızı sıkacak cinslerden…

 

Kadın ve erkek arasındaki klasik “anlaşılamama” düşüncesinin yine yoğun olarak yaşanacağı bu dönemde erkeklerin de üzerinde önemli bir sorumluluk olduğu nettir. Yaşanacak küçük bir stresin hem anne sağlığına hem de bebeğin sağlığına önemli etkileri var.

 

Özellikle hastanede, doktor kapısı önünde hamile kadınlar ayaktayken banklarda oturan ve doğumu yaklaşan erkeklere dikkat edin. Aman onlara bir şey olmasın! Daha kötü nasıl olabilirler çünkü.

 

Sene olmuş 2017 diye başlayacağım bir cümle var ki; doğum sırasında gerek güven ihtiyacı gerek korku nedeniyle eşinizi yanınızda isteyebilirsiniz; ne yazık ki Trabzon’da mümkün değil!

 

Nedenini bilmiyorum; belki rahatsız edici durumlar söz konusu olmuştur. Ama bir gün hemşire özel sorular soracağım dedi erkekler çıksın dedi, sonra kadın doktor geldi kadın doğum servisine “erkekleri dışarı alalım” dedi; içinizden “o benim karım ya, benim karım!” diyesiniz geliyor ama işte çıkmıyor.

 

Hamilelik ve Bebek ürünleri sektörü başlı başına bir sektör

 

Düşündünüz, planladınız, araştırdınız, incelediniz ve sonunda aldınız; listenizden bir şey daha eksildi. İhtiyacın; tavan yaptığı dönemlerden bir tanesidir. “kesinlikle şunu alın”, “şu marka en iyisi”, “bunu almanız gerekir”, “şuna baktınız mı?” ifadeleri ile yoğun olarak karşılaşacağınız ayrı bir dönem… Kafanızı karıştırmayın; sizin içinizden ne geliyorsa onu yapın.

 

Bütün alışkanlıklarınızı geride bırakıyorsunuz. Daha öncede söyledim; ilk kez böyle bir heyecanı yaşadığınız için verdiğiniz tepkiler farklı olabiliyor. Artık organik, sağlıklı ürünler inceliyor ve ince eleyip sık dokuyorsunuz. Herkes bunun farkında olduğu için baktığınız ürünlerin içeriğine olmasa bile hemen “organik” “%100 pamuk” etiketlerini ekliyorlar.

 

Alınacak sayısı fazla olduğundan “şunu da alacaktık, unuttuk” dememek için kesinlikle liste tutmak gerekir. Hatta listenizi zamanlara bölün. İster not defteri veya ajanda olsun, ister “ben teknoloji ile iç içeyim” diyorsanız “to do list” uygulamalarını kullanın. Bu uygulamaların sayısı oldukça fazla; aralarından kullanışı en kolay olanını seçmek sizi rahatlatacaktır.

 

Benim tavsiyem; Google Keep. Ücretsiz mobil uygulamalar sunar ve renklendirilmiş farklı bölümler ile rahatça işinizi görebilirsiniz.

 

Ben bir erkek ve mühendis olarak işin elektrikli ürünlerine ve arabaya sıkça yoğunlaştım. İnternet üzerinden alışveriş yeteneklerimi geliştirdim. Şunu samimiyetle söylüyorum; gördüğünüz ürünü farklı yerlerde araştırın ve öyle alın. Yurt dışında faaliyet gösteren alışveriş sitelerine bile! Gümrük vergilerini ödediğinizde bile cebinizde kalan paranız oluyor; o da farklı yere gidiyor başka.

 

 

Son olarak hala türkçe adını bulamadığım “Baby Shower”, hastane organizasyonları, hediyelikler, fotoğrafçılık derken sizden kalan bir kaç parçayı da bu sektöre dağıtıyorsunuz.

 

Hastaneler size süsleme konusunda yardımcı olabiliyor ama olmazsa bile bir organizasyon aracılığıyla ya da ürünleri kendiniz seçerek odanızı süsleyebilirsiniz. Biz dekoratif ağ için çok arama yaptık; ancak gittigidiyor.com’dan sipariş edebildik. Biz genellikle süsleme yada organizasyon tarafını kendimiz yapmayı tercih ediyoruz; çünkü sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yiyor. Düşündüğünüz bir süsleme için "nerede bulabilirim?" diyorsanız ya da "aklıma birşey gelmiyor ne yapabilirim?" diye aklınıza takıldıysa Instagram uygulamasına başvurun derim.

 

Instagram Dayanışma Derneği

 

Adını bu şekilde koydum. İster alışveriş konusunda olsun ister bilgi; kadınlar arasında harika bir organizasyon ve yardımlaşma var. Google arama motorunun yanında hafif kaldığı bu dayanışma direkt mesajlara ve whatsapp uygulamasına sıçrayarak hızla yayılıyor.

 

Alışveriş konusunda farklı fikirler ve alternatif ürünleri karşınıza çıkarıyor. Burada inanılmaz bir pazar olduğunun herkes farkında!

 

Bilgiden de bahsetmişken gebelik ve doğum üzerine sağlık ve bebek gelişimi konusunda da bir çok uygulama mevcut. Hatta teknolojiyi çok iyi kullanan doktorlar var. Bunlardan bir tanesi Opr. Dr. Banu Çiftçi; sosyal medyayı da güzel bir şekilde kullanan Dr. Çiftçi, apple için mobil uygulama da sunuyor. Kullanımı kolay, anlatımı güzel ve tasarımı çok şık olan uygulamada kadınların gebelik ve doğum süreci ile ilgili bilgiler ve görseller paylaşılıyor. Oyman ailesi olarak tavsiye ederiz.

 

“Kordon Kanını” unutmayın!

 

Kordon kanı ve kordonu, gelecekte aile üyelerine kök hücre nakli gerektiren hastalıkların tedavisinde kullanılır. Bu kan ve kordon bağını ister bağışlayabilir ister bankalar aracılığı ile saklayabilirsiniz.


Trabzon’da yine bazı doktorlar ve hastaneler nasıl saklandığı ve prosedürleri hakkında bilgileri yok. Önceden araştırıp seçenekleri gözden geçirmelisiniz. Trabzon’da da faaliyet gösteren laboratuar mevcut bu konu ile ilgili.

 

Elimizden geldiği sürece kısaca yaşadıklarımızı ve karşılaştıklarımızı paylaşmak istedik. Keşke yaşanılanlar yazı kadar kısa olsa ancak mümkün değil. Şunu rahatlıkla dile getirebiliriz ki; Trabzon’da bir çok eksik var.

 

Hamile olanlar ve hamilelik düşünenler sağlık, mutluluk ve huzur sizlerle olsun. Paylaşmak veya sormak istediğiniz bir şey olursa lütfen paylaşın. 

 

Please reload

Please reload

FSO Logosunu Tanıyalım!

07/11/2018

1/10
Please reload

1923 - "Eminim ki, gençler yalnız nazariyatla meşgul değillerdir. Sanatın, ziraatın, ticaretin ne olduğunu anlayan ve bunları fiilen uygulayan gençlerdir. Gerçek zaferlere, ancak bu gibi verimli sahalardaki faaliyetle varacağız."

İletisim@fatihsuatoyman.com © 2017, Trabzon. Fatih Suat Oyman tarafından hazırlanmıştır.